



ANKARA – Alevî-Bektaşî Güç Birliği Platformu, yaklaşan Kurban Bayramı vesilesiyle “Basın Açıklaması: 3” başlığıyla yazılı bir açıklama yayımladı. “Canım Hakk’a kurban olsun” başlığıyla paylaşılan bildiride, kurban ibadetinin sadece şekilsel bir ritüel olmadığı, derin bir irfani olgunluk, teslimiyet ve toplumsal adalet unsuru taşıdığı vurgulandı.
İki Büyük Hakikat Kapısı: Kanlı ve Kansız Kurban
Açıklamada, Alevî-Bektaşî inanç ikliminde kurbanın iki farklı boyutta ele alındığı ifade edildi:
“Elimde Yok Kantar İle Terazi, Herkes Oldu mu Hakkına Razı?”

Cem meydanlarında lokmalar pay edilirken söylenen bu kadim söze atıfta bulunulan açıklamada, bu nizamın Hz. Ali’nin Beyt-ül Mal (kamu hazinesi) uygulamasının asırlardır süregelen asil bir yansıması olduğu belirtildi. Platform, kişisel kazançların emeğe bırakıldığı, toplumsal imkanların ise adilane paylaşıldığı bir dünya ahlakını yaşatma gayretinde olduklarını ifade etti.
Şah Hatâyî ve Pir Sultan Abdal’ın deyişlerine de yer verilen açıklama, tüm insanlığa kalıcı barış, huzur ve muhabbet dilekleriyle son buldu.
BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ

ALEVİ–BEKTAŞİ GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU
Basın açıklaması: 4
“Canım Hakk’a kurban olsun”
Değerli Basın Mensupları,
Değerli Canlar;
Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de, Hac Suresi’nin 34. ayetinde buyrulduğu üzere: “Biz, her ümmete rızık olarak verdiğimiz hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İlahınız tek bir İlah’tır, O’na teslim olun.” Bu ilahi kelamın ışığında kurban; Hakka yakınlaşmanın, O’nun rızasında fani olmanın ve teslimiyetin en somut tezahürüdür. Alevî-Bektaşî inanç dünyasında kurban ibadeti, salt bir şekilden ibaret olmayıp, derin bir irfani derinliğe, Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail arasındaki o muazzam sadakat ve fedakarlık kıssasına dayanır.
“Kurbanı gönderdi delil / Cebrail önünce gelir / Ben senden cömerdim Halil / Kaldır İsmail’i dedi”
— Şah Hatâyî
Bizim inanç iklimimizde kurban, iki büyük hakikat kapısından süzülerek topluma ulaşır: Bunlardan ilki, Kurban Bayramı’nda eziyet edilmeden, incitilmeden dualarla ve tekbirlerle tığlanan (kesilen) sağlam ve kusursuz kanlı kurbanlardır. İkincisi ise canlarımızın kendi rızalarıyla meydanımıza getirdiği, lokmacı hizmeti gören canlarımızın eliyle eşitçe pay edilen her türlü gıda maddesinden oluşan “lokma” yani kansız kurbanlardır. Hayatımızın her deminde var olan kurban ve lokma, toplumsal birliğimizin ve kardeşliğimizin harçlarından biridir.
Cem meydanında lokmalar pay edilirken yükselen, “Elimde yok kantar ile terazi, herkes oldu mu hakkına razı?” avazı, Alevî-Bektaşî irfanının adalet ve rızalık esasına dayanan ulu nizamını gösterir. Bu nizam, hak sahiplerinin hakkını koruyan, kamusal olanı ise toplumun her ferdine eşit şekilde üleştiren Şah-ı Merdan Hz. Ali’nin Beyt-ül Mal (kamu hazinesi) uygulamasının asırlardır süregelen asil bir yansımasıdır. Bizler, kişisel kazançların emeğe bırakıldığı, toplumsal ve kurumsal imkanların ise adilane paylaşıldığı bir dünya ahlakını bu meydanda yaşatıyoruz.
“Erenler lokması nurdur / Lokmaya elini sundur / Pir Sultan’ım doğru yoldur / Ali’m kendi yolu ile”
— Pir Sultan Abdal
Alevî-Bektaşî Güç Birliği Platformu olarak; bu mübarek Kurban Bayramı vesilesiyle tüm insanlığı adalete, rızalığa, birliğe ve sevgiye davet ediyoruz. Tığlanan kurbanların, Hakk için dağıtılan lokmaların, kabir başında okunan duaların Hak katında kabul ve makbul olmasını niyaz ediyoruz. Bu bayramın ülkemize, İslam alemine ve tüm insanlığa kalıcı barış, huzur ve muhabbet getirmesini diliyor; tüm canlarımızın bayramını en kalbi duygularımızla tebrik ediyoruz.
Aşk-ı niyazlarımızla.
Alevî-Bektaşî Güç Birliği Platformu > 26 Mayıs 2026


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.