İstanbul PARÇALI AZ BULUTLU
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Ekber

Ekber

22 Ocak 2026 Perşembe

    Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’ndan Bayrak Saldırısına Sert Tepki: “Devletimizin Yanındayız”

    Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’ndan Bayrak Saldırısına Sert Tepki: “Devletimizin Yanındayız”
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı, Mardin’in Nusaybin ilçesinde Türk bayrağına yönelik gerçekleştirilen çirkin saldırıyı yayınladığı yazılı açıklamayla sert bir dille kınadı.

    ​Vakıf tarafından yapılan açıklamada, Türk bayrağının millet için sadece bir sembol değil; vatanın ve devletin ta kendisi olduğu vurgulandı. “Al bayrağa dokunan, tüm milleti karşısında bulur” mesajı verilirken, devletin ve Cumhurbaşkanı’nın bu konuda alacağı her türlü karara tam destek verileceği belirtildi.

    ​”Sabrımız Devlet Aklına Olan Güvenimizdendir”

    ​Açıklamada, saldırıyı gerçekleştirenlere yönelik şu ifadelere yer verildi:
    ​Vatan ve Bayrak Vurgusu: Bayrağın Türk tarihi boyunca dökülen kanların yansıması olduğu ve asla ayaklar altına alınamayacağı ifade edildi.

    ​Hukuki Süreç: Hain girişimlerin karşılıksız kalmayacağı, faillerin adalet önünde hesap vereceği hatırlatıldı.

    ​Vakur Duruş: Sergilenen sükunetin acizlikten değil, devlet aklına ve adalete duyulan sarsılmaz inançtan kaynaklandığı vurgulandı.
    ​Vakıf, “Türk’ün bayrağına art niyetle dokunanlar, adalet karşısında hesap verecektir” diyerek kararlılığını yineledi.

    Devamını Oku

    Gazeteci Ali Rıza Özkan’dan “Aleviler İçin Arınma Zamanı” Çağrısı

    Gazeteci Ali Rıza Özkan’dan “Aleviler İçin Arınma Zamanı” Çağrısı
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Alevi toplumu, 2026 yılını “arınma yılı” olarak ilan ederek içindeki ahlaki erozyonu temizlemeye davet edildi. Alevi Haberler sitesinin Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza Özkan, 3 Ocak 2026 tarihinde yayımlanan makalesinde, Alevilerin karşı karşıya kaldığı dış tehditlerin ötesinde asıl tehlikenin kendi içlerinden geldiğini vurguladı.
    Özkan, kapitalizmin yarattığı bencillik ve yalnızlaşma, 30 yılı aşkın kimlik saldırıları ile Aleviliğin inançtan ziyade sosyolojik bir olguya indirgenme çabalarını eleştirirken, en ağır ithamlarını Alevi kurumlarındaki skandallara yöneltti. Yazar, Hz. Muhammed’in “Din güzel ahlaktır” sözünü hatırlatarak, Aleviliğin tarih boyunca güzel ahlakıyla tanındığını ancak son dönemde yaşanan olayların utanç verici olduğunu ifade etti.

    Almanya’daki Skandal: Deprem Bağışları Gölgesinde Usulsüzlük İddiaları
    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nda (AABF) deprem bağışlarıyla ilgili ciddi usulsüzlük iddiaları öne çıktı. Denetim kurulu raporunun “kaçırıldığı”, bağışların belgelenemediği ve özellikle yaşam konteynerleri için belirtilen birim fiyatların (yaklaşık 75 bin TL) piyasa değerinin çok üzerinde olduğu belirtildi. Yöneticilerin eleştirilere “devletin ajanı”, “ırkçı faşist”, “asimilasyoncu” gibi hakaretlerle yanıt vermesi de sertçe kınandı.

    Türkiye’deki Olaylar: Şiddet, Gasp ve Fon Kaybı
    Türkiye’de bir Alevi derneğinin genel başkan yardımcısının gasp, darp ve hapis cezası aldığı, kardeşinin çete bağlantılı tutuklandığı, AB fonlarından 175 bin Avro’nun “buharlaştığı” ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez’in aynı kişi tarafından dövülerek yaralandığı olaylar sıralandı. Özkan, bu skandallara diğer Alevi kurumlarının sessiz kalmasını “utanç verici” buldu ve suskunluğun toplumu yok edeceğini savundu.
    Yazar, Alevilerin “Hüseynî duruş” sergileyerek hırsızlık, şiddet, yalan ve zinaya karşı tavır alması, içlerindeki “Alevi maskeli yezitleri” temizlemesi gerektiğini belirterek, 2026’yı “titreyip kendine dönme” yılı olarak tanımladı. Makaleyi “Arınma yılımız hepimize kutlu olsun” sözleriyle tamamladı.
    Bu yazı, Alevi camiasında ahlaki temizlik ve iç muhasebe tartışmalarını alevlendiren sert bir eleştiri olarak sosyal medyada ve platformlarda geniş yankı buldu.

    Makalenin Tam Metni:

    ALEVİLER İÇİN ARINMA ZAMANI
    2026 yılından herkesin bir beklentisi var… Kimi kendisi için, kimi ailesi için bir şeyler diliyor. Ülkesi, milleti, insanlık için dilekler de var. Ben bu yılın Aleviler için bir “titreyip kendine dönme” yılı olmasını diliyorum.
    Aleviler çok zor bir dönemden geçiyor. Bir yanda, kapitalizmin yarattığı bencillik ve yalnızlaşma ile kültürel yok oluş… Diğer yanda, 30 yılı aşkın süredir hedefi olduğumuz kimlik saldırısı… Öte yanda ise, Aleviliğin inanç bağlamından koparılarak kültürel, hatta Garip Dede Dergahında Prof. Dr. Şükrü Aslan’ın başkanlığında düzenlenen sempozyumda ifade edildiği haliyle, “artık sadece sosyolojik bir olgu”ya dönüştürülmek istenmesi… Bütün bu saldırılar sürerken, “yolun sahibi biziz” diyenlerin çaresizliği…
    İslâm Peygamberi Hz. Muhammed bin Abdullah’a sorduklarında “Din güzel ahlaktır” demişti. Aleviler de, en çok güzel ahlakları ile övülür ve takdir edilirdi. Ancak, 2025 yılında yaşadıklarımızı hatırladığım her an utancımdan yerin dibine girmek istiyorum. Allah bizi, en gurur duyduğumuz özelliğimizden mi sınıyordu?
    Önce, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun olağan kongresinde olağan dışı olaylara tanık olduk. Denetim Kurulu raporu genel kurul delegelerinin önünden toplanmış, adeta “kaçırılmıştı”! Ancak, rapor toplanmasına rağmen genel kurulda kabul edildi! Sonra da, delegeler önceki yönetim kurulunu “ibra ettiler”! Rapor genel kurulda kabul edildiğine göre, neden kaçırılmıştı? Kaçırılan denetim kurulu raporunda sorun varsa neden YK ibra edilmişti?
    AABF üyesi bazı dostlarım ricam üzerine, bana denetim kurulu raporunu gönderdiler. Okuyunca anladım ki, büyük bir sorunla karşı karşıyaydık. Denetim Kurulu, hazırladığı raporda, Türkiye’de meydana gelen deprem mağdurlarına yardım amacıyla toplanan bağışların yerine ulaşıp ulaşmadığını ikna edici belgelerle açıklayamıyordu! Kalem kalem listelenen çeşitli yardım yöntemlerinde denetim kurulunun dikkatini çeken nokta, ödemelerin belgelenemeyişi idi. Ancak, bizim araştırmalarımız ise, olayın daha da vahim bir boyutu olduğunu gösterdi. Belgesi olmaması bir yana, verilen birim fiyatlar da çoğunlukla “inanılamayacak ölçüde” yüksekti!
    Örneğin, önce 99 sonra ise 200 kadar alındığı iddia edilen yaşam konteynerleri için belirtilen 3.500 Avro, yani dönem kuruyla 75 bin TL idi. Ancak, on kadar konteyner firmasından karşılaştırmalı olarak yaptığımız fiyat sorgulamasında, 2025 yılında, yani depremden 3 yıl sonra dahi bu fiyata söz konusu konteynerlerin satılmadığını öğrenmiştik! Firmaların pek çoğu, yargıya intikal edebilecek bir durumda, tanık olarak katılmayı da kabul ettiler!
    Bu verileri öğrenmek, bizim için sadece bir gazetecilik çalışması değildir. Mensubu olduğum bir inancın değerlerinin paramparça edilişine tanık olmanın yarattığı psikolojik yükü tarif etmek zordur. Tıpkı, Berlin’de üniversite öğrencisi iken, ensest vakalarının Türkler, Kürtler arasında da karşılaşılan durumlar olduğunu, hatta sadece bizim kızlarımızın korunduğu sığınma evlerinin varlığını öğrendiğimde yaşadığıma benzer bir travmadır bu! “Bizde olmaz” dediğimiz yerden vurulmanın yaşattığı acıyı tarif etmek imkansızdır.
    Ancak, ne yazık ki, AABF yöneticileri toplumu aydınlatıcı belgeler ortaya koymak yerine, hakaretle, itibarsızlaştırmaya dönük iftiralarla, küfürle cevap verdiler. Ben, “AABF’yi bölmek istiyor”dum! Ben, “devletin ajanı”ydım! Ben, “ırkçı faşist”tim! Ben, “şiacı misyoner”dim! Ben, “AK Parti’nin hizmetine girmiş”tim! Ben, “Perinçekçi”ydim! Ben, “asimilasyoncu en tehlikeli 3 kişiden birisi”ydim! Vs. Tüm bu hakaretlerin ve iftiraların tek bir sebebi vardı: Deprem bağışlarına ne olduğunu sormak!
    Türkiye’de ise, Almanya’da olanlardan aşağı kalır yanı olmayan başka bir olaya tanıklık ettik. Bir çok şubeli Alevi derneğinin “Örgüt ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı” yüz kızartıcı bir suçtan aldığı hapis cezasını yatmak üzere tutuklanmıştı. Üstelik, aynı genel başkan yardımcısı daha önce de, kendi şirketinin çalışanını “önce gasp sonra darp ettiği” iddiasıyla tutuklanmıştı! Ancak, sözü edilen çok şubeli Alevi derneğinin genel başkanı hem olayı gizliyor ve hem de yasaya göre yardımcısının YK görevini ve üyeliğini düşürmekten kaçınıyordu. Yani, 17-25 Aralık sürecinde meşhur olan bir deyimle söylersek, genel başkan yardımcısının önüne yatıyordu! Ve, tüm olanlardan haberli “dost” Alevi dernekleri ve federasyonları da susuyordu!
    Aynı çok şubeli Alevi derneğinin bir şube başkanı ve hükümlü genel başkan yardımcısının kardeşi Daltonlar çetesi üyesi olarak tutuklandıklarında da, herkes sustu! Aynı çok şubeli Alevi derneğinin AB fonlarından proje finansmanı karşılığında aldığı tam 175 bin Avro’nun “buharlaştığını” ortaya çıkardığımızda da, “dost Alevi dernekleri ve federasyonları” sustular! Tıpkı, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez’in Antalya’da, aynı “sabıkalı genel başkan yardımcısı” tarafından dövülerek kolu-ayağının kırıldığında sustukları gibi!
    Alevilik bu muydu? Alevilik bu mudur? Alevileri temsil iddiasıyla ortaya çıkan bu adamları hak ediyor muyuz? Alevilik, yani din-inanç ahlak yoksa ne işe yarar? Aleviler susarak, görmezden gelerek, bu kabul edilemeyecek ahlaki seviyeyi nereye kadar taşıyabilirler? Aleviler bu “yük”ün kendilerini yok edecek bir mikrop olduğunu idrak etmeyecekler mi?
    Başa dönelim mi? Ben bu yılın Aleviler için bir “titreyip kendine dönme” yılı olmasını diliyorum. Aleviler dünyanın her tarafında övülen, saygı duyulan, parmakla gösterilen bir ahlakla yaşamaya inat etsinler. Aleviler, Muaviye’nin baldıran zehrini içlerine salanları dışlasınlar. Aleviler, “Hüseynî duruş”un hırsızlık yapana, zina yapana, şiddete başvurana, yalan söyleyene tepki vermek olduğunu bilsinler. Aleviler, inançlarına sahip çıkmanın, kendi içlerindeki “Alevi maskeli yezitleri” temizlemek demek olduğunu bilsinler. Arınma yılımız hepimize kutlu olsun.

    Kaynak Linki = https://www.alevihaberler.com.tr/makale/aleviler-icin-arinma-zamani-536

    Devamını Oku

    Kâfi Baba Derneği’nden Dayanışma Çağrısı: “Bölüşürsek Tok Oluruz”

    Kâfi Baba Derneği’nden Dayanışma Çağrısı: “Bölüşürsek Tok Oluruz”
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Kâfi Baba Alevi Bektaşi Derneği, Hızır Orucu vesilesiyle hazırlanan lokmaların Hatay’daki depremzedelerle paylaşılacağını duyurarak birlik ve beraberlik çağrısında bulundu.

    ​Dernek tarafından yayımlanan mesajda, toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yapılarak, “Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz” sözü hatırlatıldı. Bu yılki Hızır lokmalarının, deprem bölgesindeki yaraları sarmak adına Hatay’a ulaştırılacağı belirtildi.

    ​”Lokmalarınız Can Olsun”

    ​Yapılan açıklamada, Hızır ayının maneviyatına uygun olarak sevgi, refah ve merhamet temennileri dile getirildi. Dernek yönetimi, tüm “Erenler, Yarenler ve Canlar”ı bu anlamlı dayanışmaya destek olmaya davet ederek şu ifadelere yer verdi:

    ​”Hızır lokmalarımızı Hatay’daki depremzede canlarımıza pay edeceğiz. Destek, dayanışma ve Hızır lokmalarınızı bekliyoruz. Yıkıntılar içindeki canlara can olsun lokmalarınız.”

    ​Dualar ve İyi Dilekler

    ​Paylaşımın devamında, toplumsal barış ve huzur için dualar edilerek; ayrımcılığın son bulması, kalplerdeki iyiliğin çoğalması ve darda olanların feraha kavuşması temenni edildi. Mesaj, Alevi-Bektaşi geleneğinin kadim selamı olan “Aşk ile hû” ifadesiyle son buldu.

    Devamını Oku

    Seyyid Derviş Beyaz Ocağı’ndan Nusaybin’deki Provokasyona Tepki: “Bayrak Ortak Onurumuzdur”

    Seyyid Derviş Beyaz Ocağı’ndan Nusaybin’deki Provokasyona Tepki: “Bayrak Ortak Onurumuzdur”
    1

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Nusaybin’de yaşanan ve kamuoyunda provokasyon olarak değerlendirilen olaylara ilişkin tepkiler sürerken, Seyyid Derviş Beyaz Ocağı adına Türk bayrağının taşıdığı anlam ve değere vurgu yapan bir açıklama yapıldı. Açıklamada, Türk bayrağının kadim bir milletin kanla, imanla ve vakarla yazdığı Cumhuriyet mührü olduğu ifade edildi.

    Yapılan değerlendirmede, bayrağa yönelik her türlü saygısızlığın yalnızca bir sembole değil; vatana, milletin birliğine ve şehitlerin emanetine yönelmiş bir tutum olduğu belirtildi. Nusaybin’de yaşanan olayların toplumsal hassasiyetleri hedef aldığına dikkat çekilerek, bu tür girişimlerin kardeşliği ve ortak yaşam iradesini zedelemeyi amaçladığı vurgulandı.

    Açıklamada, “Bu topraklarda yaşayan herkes bilmelidir ki bayrak, ortak onurumuzdur; indirilmez, yok sayılmaz. Bayrağa saygı, millete saygıdır” ifadelerine yer verildi. Mesaj, Seyyid Pir Metin Küçük ile Seyyid Derviş Gevr – Seyyid Derviş Beyaz Ocağı evladı tarafından kamuoyuyla paylaşıldı.

    Seyyid Derviş Beyaz Ocağı adına yapılan açıklama, Nusaybin’deki provokasyon olarak nitelendirilen gelişmeler karşısında milli birlik, toplumsal sağduyu ve ortak değerlere sahip çıkma çağrısı olarak değerlendirildi.

     

    Devamını Oku

    Ankara Sıhhiye’de Hızır Birlik Kurbanı Cem Buluşması

    Ankara Sıhhiye’de Hızır Birlik Kurbanı Cem Buluşması
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı Derneği, 22 Ocak’ta tüm canları bir araya getirecek olan Hızır Birlik kurbanı cemine davet ediyor.

    ANKARA – Ankara Sıhhiye’de faaliyet gösteren Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı Derneği, geleneksel inanç ritüellerinden biri olan Hızır Birlik kurbanı cemi düzenleyeceğini duyurdu.

    Topluluk yöneticisi Ali Ateş Dede tarafından paylaşılan bilgilere göre etkinlik, bölgedeki tüm canları ve inanç sahiplerini bir araya getirmeyi hedefliyor. Paylaşılan davette, birlik ve beraberlik mesajı ön plana çıkarıldı.

    Etkinlik Detayları
    Cem ibadeti ve kurban lokması paylaşımı için belirlenen program bilgileri şu şekildedir:

    Tarih: 22 Ocak 2026 Perşembe

    Saat: 13.00 – 20.00 arası

    Adres: İlkiz Sokak No: 20/4 Sıhhiye, ANKARA

    Devamını Oku