






Ankara, 2 Ocak 2026 – Özel Haber

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk‘ün önderliğinde kazanılan Türk Kurtuluş Savaşı’nın gizli kahramanlarından biri, Alevi ve Bektaşi topluluklarının desteğiydi. Ahmet Yesevi Dergisi’nin son sayısında yayınlanan bir akademik çalışma, Atatürk ve Temsil Heyeti’nin 1919 yılında Hacıbektaş kasabasına gerçekleştirdiği kritik ziyareti detaylı bir şekilde ele alarak, bu ziyaretin ulusal mücadeledeki rolünü aydınlatıyor.
Alirıza Özdemir‘in kaleme aldığı makale, emperyalist işgale karşı birleşen Türk milletinin hikayesini, Alevi-Bektaşi önderleriyle yapılan görüşmeler üzerinden yeniden anlatıyor. Bu ziyaret, sadece bir durak değil, milyonlarca yurttaşın milli cepheye katılmasının kapısını aralayan stratejik bir hamle olarak tarihe geçti.
Ziyaretin Tarihsel Bağlamı: Emperyalizme Karşı Birlik Arayışı
Türk Kurtuluş Savaşı, 1919-1922 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu‘nun son topraklarında verilen varoluş mücadelesiydi. Mondros Mütarekesi sonrası İtilaf Devletleri’nin işgali altında ezilen Türk milleti, Mustafa Kemal Paşa‘nın liderliğinde ayağa kalktı. Ancak başarı, sadece askeri zaferlerle değil, toplumun tüm kesimlerini bir araya getirmekle mümkün olacaktı. İşte bu noktada, Sivas Kongresi sonrası Ankara’ya doğru yola çıkan Temsil Heyeti, yol üzerinde Hacıbektaş’ı ziyaret etme kararı aldı.

Makaleye göre, Atatürk bu ziyareti, Alevi ve Bektaşi topluluklarını milli mücadeleye dahil etmek amacıyla planladı. O dönemde Anadolu’da yaşayan Alevi-Bektaşi nüfusu, çeşitli tahminlere göre 3-6 milyon arasında değişiyordu. Bu rakam, genel nüfusun önemli bir kısmını (yaklaşık üçte birini) oluşturuyordu ve ihmal edilemezdi. Araştırmacı Özdemir, dönemin tanıklarından Mazhar Müfit Kansu‘nun hatıralarına dayanarak, “Milyonlara varan Alevi ve Bektaşiler, Çelebi’nin ve dede postu vekilinin emirlerine tabi olduklarından, bu iki zat ile görüşmek onları tarafımıza çekmek için gerekliydi” diye aktarıyor. Kansu’nun sözleri, ziyaretin stratejik önemini vurguluyor: Alevi-Bektaşiler, hilafet yanlısı isyanlara karşı milli cephede sağlam bir dayanak olabilirdi.
Tarihi kaynaklar, Osmanlı döneminde Alevi topluluklarının üç ana koldan oluştuğunu belirtiyor: Kızılbaşlar (Safevi geleneğine bağlı), Çelebiler (Hacı Bektaş Veli’nin soyundan gelen “bel evladı”) ve Babaganlar (tarikat esaslı “yol evladı”). Çelebiler’in lideri Ahmet Cemalettin Çelebi ve Babaganlar’ın önderi Salih Niyazi Dedebaba, Hacıbektaş’ta ikamet ediyordu. Atatürk, bu iki figürü ikna ederek, Anadolu’nun geniş kesimlerini yanına çekmeyi hedefliyordu.
Ziyaretin Detayları: Görüşmeler ve Destek Sözleri
Temsil Heyeti, 1919 Aralık ayında Sivas’tan yola çıktı ve Kayseri üzerinden Hacıbektaş’a ulaştı. Makalede, ziyaretin Nutuk’ta yer almamasına rağmen, dönemin tanıkları tarafından detaylı anlatıldığı belirtiliyor. Ali Fuat Cebesoy‘un hatıraları, ziyaret öncesi ön görüşmeleri; Mazhar Müfit Kansu’nun eserleri ise olayı doğrudan aktarıyor. Ayrıca, Çelebi ailesinin nesilden nesle aktardığı anılar, A. Celalettin Ulusoy’un kitabında yer alıyor.

Heyet, önce Ahmet Cemalettin Çelebi‘nin konağına konuk oldu. Burada, milli mücadelenin önemi tartışıldı ve Çelebi, tam destek sözü verdi. Özdemir’in çalışmasında, bu görüşmenin önceden planlanmış olabileceği vurgulanıyor: Atatürk, daha Amasya Genelgesi döneminde (Haziran 1919) Çelebi ile tanışmış ve telgraflarla iletişim kurmuştu. Telgraflardan birinde, “Kırşehir’deki Baba Efendi hazretleri”nin Tokat ve Amasya’daki Alevi nüfus üzerindeki etkisinden bahsediliyor.
Ardından, Salih Niyazi Dedebaba ile görüşüldü. Babagan kolu, Rumeli Bektaşileri arasında güçlüydü ve Atatürk’ün çocukluğundan beri tanıdığı bir gelenekti. 12 Ekim 1919 tarihli bir telgrafta Atatürk, Dedebaba’dan milli mücadele için çalışmasını istemiş ve toplumun yönlendirilmesinin önemini vurgulamıştı. Ziyaret sırasında, her iki önder de milli cepheye katılma taahhüdünde bulundu. Bu, Anadolu’da hilafet yanlısı isyanlara (yaklaşık 40 iç isyan) karşı önemli bir kazanım oldu.
Makale, ziyaretin sadece destek toplamakla kalmadığını, Çelebiler ile Babaganlar arasındaki olası ihtilafları da çözdüğünü belirtiyor. Kansu’nun ifadesiyle, “Bu milyonlarca halk ihmal edilemezdi” – ve gerçekten de edilmedi. Ziyaret sonrası Alevi-Bektaşi toplulukları, Kurtuluş Savaşı’nda aktif rol aldı; birçok dede ve talip, cephede savaştı veya lojistik destek sağladı.
Tartışmalar ve Eleştiriler: Hayal Ürünü İddialara Karşı Gerçekler
Özdemir’in çalışması, ziyaret etrafında sonradan üretilen bazı iddiaları da ele alıyor. Örneğin, bazı kaynaklarda Atatürk’ün “bakire kızlar tarafından sunulan kadehlerle kendinden geçtiği” gibi yakışıksız ifadeler yer alıyor (Hasan İzzeddin Dinamo‘nun eserinde). Araştırmacı, bunları önyargılı ve hayal ürünü olarak nitelendiriyor, dönemin Osmanlı bürokrasisindeki Alevi-Bektaşi karşıtı tutumlara bağlıyor.
Başka bir tartışma, ziyaretin Nutuk’ta yer almaması. Özdemir, bunu Atatürk’ün milli mücadeleyi bireysel değil kolektif bir zafer olarak sunma tercihine bağlıyor. Ayrıca, Alevi nüfusunun “ezik ruhlu” gibi aşağılayıcı betimlemeleri reddederek, onların yiğitlik ve mütevazılığını öne çıkarıyor.
Çalışmada, Enver Behnan Şapolyo, Cemal Şener, Baki Öz gibi araştırmacıların eserlerine atıf yapılıyor. Ancak Özdemir, bu ziyaretin müstakil bir çalışma olarak ilk kez detaylı incelendiğini belirtiyor. Kaynaklar arasında hatıralar, ikincil eserler ve dönemin belgeleri yer alıyor.
Ziyaretin Mirası: Uluslaşmanın Temeli
Bu ziyaret, Türk Kurtuluş Savaşı’nın zaferinde kilit rol oynadı. Emekli asker Celâl Erikan‘ın belirttiği gibi, “Eğer Türkiye bütünüyle karşıdevrime geçmemişse, bunun nedenlerinden biri Şia mezheplilerin (Alevilerin) halife emirlerine boyun eğmemesiydi.” Dinamo ise, “Ankara’nın çevresini kuşatan yiğit Alevi yurttaş kalabalığının desteği, her zaman değerliydi” diyor.
Bugün, 2026’da, bu tarihi olay Cumhuriyet’in laik ve birleştirici ruhunu hatırlatıyor. Hacı Bektaş Veli Dergâhı, hala Alevi-Bektaşi kültürünün merkezi olarak ziyaret ediliyor. Özdemir’in makalesi, genç nesillere milli mücadelenin kapsayıcılığını öğretmek için önemli bir kaynak. Uzmanlar, bu tür çalışmaların toplumsal barışı güçlendireceğini vurguluyor.
Türkiye’nin dört bir yanından Alevi-Bektaşi dernekleri, ziyaretin yıldönümlerinde anma etkinlikleri düzenliyor. Gelecek nesiller için ders: Birlik, zaferin anahtarıdır.


1
Ali Rıza Özdemir, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na atandı
4444 kez okundu
2
Karacaahmet Sultan Derneği’nde Olaylı Seçim
675 kez okundu
3
Atatürk’ün Hacıbektaş Ziyareti: Kurtuluş Savaşı’nda Alevi-Bektaşi Desteğinin Kilometre Taşı
299 kez okundu
4
Hubyar Eğitim Vakfı’ndan ‘Tekke’ Açıklaması: “Mesele İdeolojik Zemine Çekilmek İsteniyor”
156 kez okundu
5
Ali Rıza Özdemir’den Alevilik ve Kültürel Hegemonya Analizi: “Aleviliği Dışlayan Bir Yapının Hegemonya Şansı Yoktur”
150 kez okundu
