






Araştırmacı-Yazar Ali Rıza Özdemir, sosyal medya üzerinden paylaştığı “On Tespitte Alevilik ve Kültürel Hegemonya” başlıklı analiziyle dikkatleri üzerine çekti. Özdemir, Türkiye’de kalıcı bir kültürel hegemonya kurmanın yolunun Alevi-Bektaşi birikimini merkeze almaktan geçtiğini vurguladı.

ANKARA – Araştırmacı-Yazar Ali Rıza Özdemir, Türkiye’nin kültürel kimliği ve siyasal hegemonyası ile Alevilik arasındaki bağı inceleyen kapsamlı bir analiz yayımladı.
On maddelik bir “tespit” dizisi halinde sunulan analizde; Aleviliğin tanımından jeopolitik etkisine, “Ali’siz Alevilik” tartışmalarından devletin milli kültür politikalarına kadar pek çok kritik konu başlığı ele alındı.
“Alevilik, İslam’ın Özgün Bir Yorumudur”
Özdemir, analizinin ilk bölümünde Aleviliği; “Ehlibeyt merkezli İslam inancının, Oğuz Türkleri tarafından kendi kültürel kodlarıyla yorumlanma biçimi” olarak tanımladı. Horasan’dan Anadolu’ya ve Balkanlar’a uzanan bu tarihi sürecin, Türklerin öz kimliklerini koruyarak oluşturdukları bir “algılama biçimi” olduğunu ifade etti.

“Kültürel Hegemonya İçin Rıza Şart”
Siyasal iktidar ile kültürel hegemonya arasındaki farka değinen Özdemir, siyasal iktidarın “zor” ve “dayatma” ile yürütülebileceğini ancak gerçek bir hegemonyanın toplumun gönüllü rızası ve “yumuşak güç” unsurlarıyla kurulabileceğini belirtti. Bu noktada Alevi-Bektaşi birikiminin, Türkiye’nin kültürel merkezi için taşıyıcı bir kolon olduğunu savundu.
“Ali’siz Alevilik” ve İstismar Uyarısı
Dokuzuncu tespitinde “Ali’siz Alevilik” yaklaşımlarını sert bir dille eleştiren Özdemir, bu tür yaklaşımları “zengin mirası İslam ve Türk kimliğinden koparma gayretinin bir ürünü” olarak nitelendirdi. Aleviliğin uzun süre belirli kesimlerin siyasi arka bahçesi olarak istismar edildiğini belirterek, bu birikimin her türlü ideolojik çıkardan arındırılması gerektiğini söyledi.

Devlet ve Milliyetçilere Çağrı
Analizinin sonuç kısmında milli bir politika ihtiyacına vurgu yapan Özdemir, “Alevi-Bektaşi kültürünü Türk devletinin kültürel politikalarının ana unsurlarından biri haline getirmek milli bir zorunluluktur” dedi. Özdemir ayrıca, bu konuda sadece devletin değil, Türk milliyetçilerinin de büyük sorumluluk taşıdığını ifade etti.
ALİ RIZA ÖZDEMİR: ON TESPİTTE ALEVİLİK VE KÜLTÜREL HEGEMONYA (TAM METİN)
Birinci Tespit: Aleviliğin Tanımı ve Yayılımı
Alevilik; Ehlibeyt merkezli İslam inancının, Oğuz Türkleri tarafından kendi kültürel kodlarıyla yorumlanma biçimidir. Tarihsel süreçte Horasan bölgesinde Türklerin İslam’ı kabulüyle filizlenen bu anlayış; büyük Türkmen göçleriyle önce Orta Doğu ve Anadolu’ya, ardından Balkanlar’a taşınmıştır. Alevilik, kendini “Hak-Muhammed-Ali Yolu” ve “İslam’ın özü” olarak tanımlayan köklü bir inanç sistemidir. Bu inancın etrafında örülen devasa kültürel yapı, göz ardı edilemeyecek kadar güçlü bir toplumsal gerçekliktir.
İkinci Tespit: Kültürel Parametreler
Kültürü tanımlayan dört temel sütun mevcuttur:
* Üretim: Kültür, insana özgü bir üründür.
* Görelilik: Toplumdan topluma farklılık gösterir ve milletleri birbirinden ayıran temel mihenk taşıdır.
* Tarihsellik: Kuşaktan kuşağa aktarılan bir süreklilik arz eder.
* Dinamizm: Durağan değildir; zamanın ruhuna göre sürekli bir değişim ve gelişim içindedir.
Üçüncü Tespit: İlahî Vahiy ve Yerel Örf
Alevi inancına göre İslam, Hz. Muhammed’e Cebrail vasıtasıyla vahyedilmiş kutsal ve değişmez bir dindir. Ancak inancın özüyle çelişmeyen gelenek ve göreneklerin, yerel dokuyla uyumlu kalması esastır. Hz. Ali’nin Mısır Valisi Malik Eşter’e verdiği “halkın tevhit ilkesine aykırı olmayan adetlerine müdahale etmeme” talimatı, dinin “Araplaşmadan” kendi öz kültürü ile yaşanabileceğinin tarihsel dayanağıdır.
Dördüncü Tespit: Kültürel Süreklilik ve Kimlik İnşası
Bir topluluğun din değiştirmesi, geçmişini bütünüyle terk etmesi değil; eski alışkanlıklarını yeni bir “dinî atmosfer” içinde yeniden formüle etmesidir. Alevilik, Türklerin İslam’ı kabul ederken öz kimliklerini muhafaza ederek oluşturdukları özgün bir algılama biçimidir.
Beşinci Tespit: Araştırmalardaki Perspektif Kayması
Günümüzde Sünnilik araştırmaları teolojik bir zeminde yürütüldüğü için net bir çerçeveye sahipken; Alevilik araştırmaları sıklıkla sadece folklorik, sosyolojik veya kültürel bir perspektife hapsedilmektedir. Bu yöntem, Aleviliğin inançsal derinliğinin ıskalanmasına ve bir kavram karmaşasına yol açmaktadır.
Altıncı Tespit: İktidar ve Rıza
Siyasal iktidar ve kültürel hegemonya farklı düzlemlerde işler. Siyasal iktidar, “zor” ve “dayatmayı” içinde barındırabilirken; kültürel hegemonya, kitlelerin gönüllü rızasına dayanır. Gerçek bir hegemonya ancak toplumun geniş kesimlerinin onayını alan “yumuşak güç” unsurlarıyla tesis edilebilir.
Yedinci Tespit: Türkiye’nin Kültürel Merkezi
Türkiye’de kalıcı ve kuşatıcı bir kültürel hegemonya kurma iddiasındaki her siyasi irade, ideolojisi ne olursa olsun Alevi-Bektaşi birikimini taşıyıcı kolonlarından biri haline getirmek ve bu kaynaktan beslenmek zorundadır.
Sekizinci Tespit: Kültürel Derinlik ve Yayılım
Alevi-Bektaşi kültürü üç temel açıdan hayati öneme sahiptir:
* Toplumsal Maya: Anadolu Türklüğü “Alevi meşrep” bir mayayla yoğrulmuştur; coğrafyamızdaki mezhep savaşlarını engelleyen yegâne sigorta bu derinliktir.
* Evrensellik: Sadece dinî bir çerçeve değil; doğa, aşk, hüzün ve sevinci kapsayan muazzam bir halk kültürü hazinesidir.
* Jeopolitik Etki: Balkanlar’dan Orta Doğu’ya uzanan geniş bir sahada Türkiye’nin en etkili kültürel miraslarından biridir.
Dokuzuncu Tespit: İdeolojik İstismar ve “Ali’siz Alevilik”
Geçmişte bazı marjinal klikler, Alevi kültürünün içini boşaltarak onu sınıfsal ve ideolojik çıkarları için kullanmaya çalışmıştır. “Ali’siz Alevilik” gibi köksüz yaklaşımlar, bu zengin mirası İslam ve Türk kimliğinden koparma gayretinin bir ürünüdür. Alevilik, uzun süre belirli kesimlerin siyasi arka bahçesi olarak istismar edilmiştir.
Onuncu Tespit: Millî Politika İhtiyacı
Alevi-Bektaşi kültürünü her türlü istismardan arındırmak ve onu Türk devletinin kültürel politikalarının ana unsurlarından biri haline getirmek millî bir zorunluluktur. Bu birikimin kendi özgün yapısı içinde güçlenmesi, Türkiye’nin ortak menfaatidir. Bu konuda devlet kadar Türk milliyetçilerine de büyük görev düşmektedir.
Özetle; Türkiye’de sadece Alevi-Bektaşi kültürü üzerinden mutlak bir hegemonya kurulamaz. Ancak Alevi kültürünü dışlayan hiçbir yapının Türkiye’de kültürel hegemonya kurma imkanı yoktur.


1
Ali Rıza Özdemir’den Alevilik ve Kültürel Hegemonya Analizi: “Aleviliği Dışlayan Bir Yapının Hegemonya Şansı Yoktur”
150 kez okundu
2
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Birlik Mesajı: “Ehl-i Beyt Sevgisi Kurtuluş Gemisidir”
94 kez okundu
3
İnönü Üniversitesi’nde Önemli Söyleşi: “Alevi Gelenekte Adâb-ı Erkân Mekânları”
32 kez okundu

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.