İstanbul PARÇALI AZ BULUTLU
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Hacıbektaş’ta Cumhuriyet’in Ayak Sesleri: 22 Aralık 1919’un Tarihsel Gerçeği

Hacıbektaş ziyareti sadece bir nezaket ziyareti değil, Cumhuriyet fikrinin ilk kez yüksek sesle dile getirildiği stratejik bir dönüm noktasıydı.

ad826x90
ad826x90
ad826x90

Hacıbektaş ziyareti sadece bir nezaket ziyareti değil, Cumhuriyet fikrinin ilk kez yüksek sesle dile getirildiği stratejik bir dönüm noktasıydı.

ad826x90

Aydınlık gazetesi yazarı Erdem Cömert, kaleme aldığı incelemesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün 22 Aralık 1919’da gerçekleştirdiği Hacıbektaş ziyaretinin tarihsel önemini ve Alevi-Bektaşi geleneğinin Cumhuriyet ile olan derin bağını ele aldı. Yazıda, Cumhuriyet ilanının ilk kez bu ziyarette telaffuz edildiği vurgulanırken, tekkelerin kapatılması sürecindeki gerçekler de gün yüzüne çıkarılıyor.

 Cumhuriyet Fikri İlk Kez Hacıbektaş’ta Dile Getirildi

Sivas Kongresi’nin ardından Ankara’ya geçmeden önce Hacıbektaş’a uğrayan Mustafa Kemal Paşa, burada Çelebi Cemalettin Efendi’nin misafiri oldu. Mazhar Müfit Kansu’nun anılarına dayandırılan bilgilere göre, Cemalettin Çelebi’nin “Paşa Hazretleri, zaferden sonra Cumhuriyet ilanı düşünüyor musunuz?” sorusu, bu coğrafyada Cumhuriyet fikrinin toplumsal bir karşılığı olduğunu kanıtlıyor.

Tekkelerin Kapatılması Bir Tasfiye Değildi

Cömert, 1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapatılmasının Bektaşiliği hedef alan bir saldırı olmadığını, aksine Bektaşilerin bu kararı “yol ve erkân” ekseninde desteklediğini belirtiyor. Son Dedebaba Salih Niyazi Baba’nın, “Dergâhların binaları kapatılabilir ama kalpler kapatılamaz” sözüyle süreci bir sivil inanç yoluna dönüştürdüğü ifade ediliyor.

“İbadete Açılsın” Tartışmalarına Tarihsel Yanıt

Yazıda, günümüzde Hacıbektaş Dergâhı’nın “ibadete açılması” yönündeki taleplerin tarihsel bir yanılgı olduğu savunuluyor. Yazara göre, Atatürk’ün ziyareti sırasında dergâh zaten Bektaşilerin elinden alınmış ve Nakşi şeyhlerine verilmişti. Atatürk’ün dergâhı değil de Çelebileri ziyaret etmesi, onun Alevi-Bektaşi özüne verdiği önemi gösteriyordu.

ad826x90

Makalenin Tam Metni

*22 ARALIK 1919: HACIBEKTAŞ’TA CUMHURİYET AKLI! TEKKELER VE TARİHSEL GERÇEK*

(Yazar: Erdem Cömert – Aydınlık)

Geçen hafta bu köşede, Alevi-Bektaşi geleneğinin Cumhuriyet’le kurduğu tarihsel ilişkinin sanıldığı gibi çatışmalı değil, aksine kurucu ve destekleyici bir zemine oturduğunu, tekke ve zaviyeleri kapatan kanunun Alevi-Bektaşi inancına nefes aldırdığını vurgulamıştık. Bugün o yazının devamı olarak, meselenin en çok çarpıtılan başlığına; Atatürk’ün Hacıbektaş ziyareti ile tekke ve zaviyelerin kapatılması konusuna odaklanıyoruz.

Çünkü Hacıbektaş üzerinden yürütülen güncel tartışmaların büyük bölümü, tarihle değil, bugünün siyasal ihtiyaçlarıyla ilgilidir.

ad826x90

*22 ARALIK 1919: BİR ZİYARETTEN FAZLASI*

Mustafa Kemal Atatürk’ün 22 Aralık 1919 tarihinde Hacıbektaş’a yaptığı ziyaret, Milli Mücadele’nin en stratejik duraklarından biridir. Sivas Kongresi’nin ardından Ankara’ya geçmeden önce Hacıbektaş’a uğranması tesadüf değildir. Atatürk, Anadolu’nun toplumsal gerçekliğini bilen bir liderdir. Alevi-Bektaşi nüfusun nicel ağırlığını, tarihsel muhalefet geleneğini, aydınlanmacı yanını ve örgütlü yapısını yakından takip etmektedir.

Bu nedenle Hacıbektaş, onun gözünde yalnızca bir inanç merkezi değil; ulusal direnişin toplumsal meşruiyetinin sağlanacağı bir vicdan merkezidir. Mustafa Kemal Paşa, Kayseri ve Mucur üzerinden Hacıbektaş’a gelmiş, Çelebilere ait evde ağırlanmış, geceyi de burada geçirmiştir. Bu ayrıntı önemlidir. Çünkü Atatürk, Hacıbektaş’ta Nakşi şeyhleri değil, Bektaşi geleneğinin tarihsel temsilcileri olan Çelebilerin makamını muhatap almıştır.

*CUMHURİYET FİKRİ HACIBEKTAŞ’TA DİLE GETİRİLİYOR*

Mazhar Müfit Kansu’nun anılarında aktardığı üzere, Hacıbektaş’ta tarihe geçen bir konuşma yapılır. Cemalettin Çelebi, Mustafa Kemal Paşa’ya şu soruyu yöneltir: “Zaferden sonra Cumhuriyet ilanı düşünüyor musunuz?”

Bu soru, Bektaşi geleneğinin siyasal ufkunu açıkça ortaya koymaktadır. Cumhuriyet fikri, Alevi-Bektaşi dünyasına yabancı değildir; aksine bu gelenekte karşılığı olan bir düşüncedir. Kansu’nun da belirttiği gibi, Cemalettin Çelebi Cumhuriyet’e taraftardır. Mustafa Kemal Paşa’nın temkinli yaklaşımı ise zamanlama kaygısından kaynaklanır. Bu gerçek şunu gösterir: Cumhuriyet, Bektaşiliğe rağmen değil, Bektaşi dünyasında yankı bularak kurulmuştur.

*TEKKE VE ZAVİYELER KAPATILIRKEN BEKTAŞİLER NEREDE DURDU?*

Bugün en çok çarpıtılan mesele tam da burasıdır. 1925’te tekke ve zaviyelerin kapatılması, Bektaşiliği hedef alan bir tasfiye değildir. Daha önemlisi, Bektaşiler bu karara karşı çıkmamış, Dedeganlar da Babaganlar da süreci desteklemiştir.

Bu durum, H. Dursun Gümüşoğlu’nun “Cumhuriyet Döneminde Bektaşîlik ve Dedebabalık Sistemi” adlı çalışmasında ayrıntılı biçimde ortaya konur. Gümüşoğlu’na göre, tekkelerin kapatılmasından sonra Bektaşiler inançlarını evlerde ve özel mekânlarda sürdürmüş, devlete karşı bir direniş hattı örmemiştir. Bektaşilik, mekân merkezli değil, yol ve erkân merkezli bir süreklilik tercih etmiştir.

*SALİH NİYAZİ DEDEBABA’NIN TAVRI*

Son Dedebaba Salih Niyazi Baba, bu sürecin en önemli tanıklarından biridir. Bedri Noyan Dedebaba’nın aktardığına göre Salih Niyazi Baba, kapatma kararı karşısında yalnızca şunu söylemiştir: “Bu demektir ki biz bu göreve layık değiliz.” Ve şu tespiti yapmıştır: Dergâhların binaları kapatılabilir; ama tasavvufun yaşadığı yer olan kalpler kapatılamaz.

Salih Niyazi Baba, Ankara’da Anadolu Oteli’ni işletmiş, burada dahi Bektaşi erkânını sürdürmüştür. Yani Bektaşilik, Cumhuriyet’le birlikte yeraltına çekilmemiş; sivil bir inanç yolu olarak varlığını korumuştur.

*’İBADETE AÇILSIN’ TARTIŞMASI TARİHSİZDİR*

Bugün Hacıbektaş’ın “ibadete açılması” yönündeki taleplerin, Bektaşi geleneğinde tarihsel bir karşılığı yoktur. Çünkü tekke ve zaviyelerin kapatılmasından çok önce, Hacıbektaş Dergâhı’nın yönetimi Nakşi şeyhlere verilmiş, Bektaşi dedeleri ve babaları dergâhtan dışlanmıştır.

Atatürk’ün Hacıbektaş’ta şeyhleri değil Çelebileri ziyaret etmesi, bu gerçeğin açık göstergesidir. Bektaşilik, Cumhuriyet’le birlikte tekke merkezli bir yapıdan ocak ve cem merkezli bir yapıya yönelmiştir.

*CUMHURİYET VE BEKTAŞİLİK: ÇATIŞMA DEĞİL, BİLİNÇLİ AYRIŞMA*

Atatürk’ün amacı Bektaşiliği ortadan kaldırmak değildir. Ama tarikat-devlet ilişkisini kesin biçimde reddetmiştir. Nitekim İzmir günlerinde Hüseyin Mazlum Baba’nın oğlu Mümtaz Bababalım ile yaptığı görüşmede, Bektaşiliğin yeni koşullara uygun biçimde yeniden yapılandırılması fikrini dile getirmiştir. Ancak Şeyh Sait isyanı, Kubilay olayı ve Cumhuriyet’in karşı karşıya kaldığı tehditler, bu başlığın gündeme gelmesini engellemiştir.

*SONUÇ YERİNE: 22 ARALIK’I DOĞRU OKUMAK*

22 Aralık 1919, Hacıbektaş’ın Cumhuriyet’le kurduğu tarihsel bağın adıdır. Bu tarih, Alevi-Bektaşi toplumunun Cumhuriyet’e verdiği bilinçli desteğin simgesidir. Hacıbektaş’ı bugünün siyasal tartışmalarına malzeme etmek değil; Cumhuriyet’in kuruluş aklını anlamak gerekir. Tarih, eğilip büküldüğünde değil, olduğu gibi okunduğunda yol gösterir.

Aşk ile…

ad728x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

HIZLI YORUM YAP